 Kendimi bildim bileli Türkiye'mizde insana değer verilmediğini görüyorum. Her yetişmiş insanın harcanması o kadar zevkle yapılıyor ki güzel ülkemde, şaşırmamak elde değil.
Aylardır Ergenekon Davası diye çalkalanıyoruz. En saydığımız, en sevdiğimiz, güvendiğimiz insanlar terör örgütünü desteklemek, bu örgüte üye olmakla suçlanıyorlar. Olur olmaz vakitlerinde evlerinden alınıp sorguya çekiliyor, evleri, büroları didik didik aranıp, şahsi eşyalarına, bilgisayar hard-disklerine el konuluyor.
Nazi döneminde böyleymiş Almanya'da. Herkes, bilhassa Musevi kökenliler, Çingeneler çok tedirgin yaşamışlar. Aniden kapı çalıyor, karşınızda Gestapo elemanları veya Nazi askerleri. Giriyorlar içeri, etrafı darmadağın edip, bir iki kişiyi alıp gidiyorlar. Gidenin akıbeti de beli olmuyor.
Bereket versin demokrasilerde bu biraz zor ama bir dönem o da yapılmış. Faili meçhul cinayetler olmuş. Hepsi vatan, millet aşkına ama vatandaş dönüyor şaşkına.
Bekir ÇELENK ismini tanıyanlarınız vardır. Rahmetli, mafya babasıydı, kendisini ve kardeşi Erol'u şahsen tanıdım. Bir de has adamı vardı Atalay Saral, hayattaysa, başına bir şey gelmediyse, Allah ona uzun ömür versin. Beni 3 yıl demir parmaklıklar arkasına gönderdi ama suç onda değildi. O sadece kendisine verilen emri yerine getirdi. Atalay'dan çok şey öğrendim.
Bir gün Bulgaristan'da bulunan Bekir Çelenk'le yaptığı telefon konuşmasında, Bekir Çelenk'e,
- Abi bu Mustafa Mumcu'ya namuslu dedik, güvendik bir kere. Hesap 7 bin Mark açık çıktı. Ama ses çıkarmadım, şimdilik güvenmeye devam edeceğim, bir kere namuslu dedik hemen fikrimizden dönmeyelim, dedi.
İbrahim Tatlıses'in ilk Almanya Turnesi'ni organize ediyordum, patron Bekir Çelenk'ti. Gerçekten 7 bin mark açık çıktı ama ben çalıp çırpmadım, nereye gitmişti bu para? Kısa bir araştırmadan sonra Münih Olimpiyat Salonu'nun kirasını ödemiştim konser için. Onu hesaba katmayı unutmuşum ama bunu da Atalay'a söylememe rağmen bir türlü Bekir Çelenk'in haberi olmadı. Ben namuslu dendiği için namuslu kalan ama aslında 7 bin markı iç eden birisi olarak kaldım Bekir Çelenk için. Benim namuslu olduğumu öğrenemeden öldü.
Haklı olmak önemli değildir. Önemli olan haklı olduğumuzu ispat edebilmemizdir. Ama çoğu kez ispat edemeyiz haklı olduğumuzu. Çamur atan elini suyun altına tutar temizlenir. Aman çamur atılanın temizlemesi zor olur bazen, temizlese de onu çamurlu yüzle gören olmuştur. İzi kalır çamurun. Atalarımız "Çamur at izi kalsın!" derler ya! İşte olay bu...
*****
Şimdi bir vatandaş düşünün sizi çok sevip saydığını söylüyor, Kandillerde mandillerde, bayramlarda mayramlarda size SM gönderiyor, her zaman saygılı. Ama bir gün bloglardaki yazılarından dolayı ters düşüyorsunuz. Birisine yaptığı hakaretlere sessiz kalamamış düşünce belirtmişsiniz.
Bu insan ille de haklı çıkacak ya, size MSN'de uzun uzun mesaj gönderiyor, cevap bekliyor. "Kusura bakma Messengerde Blog dedikoduları yapmam, gruplaşmalara neden olmam! Vaktim yok böyle şeylere." diyorsunuz. Alınıyor, kırılıyor. İçi intikam hırsıyla dolup taşıyor. Bir fırsatını bulup da saldırıya geçmek için bekliyor.
Ama sizin haberiniz yok bundan. O şahsı unutmuşsunuz bile. Bir gün birisi dolduruşa getiriyor bu şahsı. Kendisini kastetmediğiniz yorumu, üzerine alınıyor. Seni değil şunu kastettim, diyorsunuz anlamak istemiyor. Sonunda anlıyor, 3-4 defa anlatılınca ama fikri sabit ya, ille sizi karalayacak ya! "Ben düşüncemi yine de değiştirmem. Ha bana gönderme yapmış ha ona. Benim için fark etmez!" diyor.
Lanet olsun deyip çekiliyorsunuz kenara. Ama o da ne? Muhterem boş durmamış, kendisiyle yaptığımız Yorum/Cevap yazışmalarını, mesajları toparlamış, bedavasitem.com'da adınıza dosyalar açmış.
"Vatandaş geeeel! Kesmece bunlar! Seç beğen al! Hangi dosyayı istersen aç! M. MUMCU'nun ne mal olduğunu gör!"
Haydaaa! Ne işin vardı çayda? Ben bile merak ettim vallahi. Tıkladım okudum hepsini. Hiç değiştirmemiş. Orijinal yazışmaları kopyalamış oraya. Herkesin işi gücü yok da artık bize odaklanacaklar ve aramıza nasıl karakedi girdiğini öğrenecekler.
Aslında insanlar sakin kafayla okusalar o yazışmaları benim ne kadar karakteri sağlam ve namuslu bir insan olduğumu daha iyi anlarlar. Ama bu arkadaş "Ne mal olduğunu görün!" diye satışa sununca okuyan objektif olarak değerlendiremeyebilir.
* Şurada dostluk çerçevesinde yazıp, okuyoruz. Egolarını tatmin etmek için başkalarına çamur atanları desteklememeliyiz. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, diye düşünebiliriz ama yılanın bize dokunmayacağı garantisi yoktur. Yılan bu, başını ezmezsen kime dokunacağı belli olmaz.
* İnsan kolay yetişmiyor. Dostluk kurmak istemediklerinizden uzak durun ama ona çamur atmayın!
* Önceleri beğenip takdir ederek göklere çıkardığınız bir insanı, sizin hoşunuza gitmeyecek bir davranışından dolayı yerin dibine batırmaya çalışmayın!
* Ne istediğinizi bilin! Bilmediğiniz şeyleri istemeyin!
* Kendinizden bilgililere saygı gösterin, onlara imrenin! Kıskanmayın, fesatlık yapmayın!
* Egonuzun kurbanı olmayın! Başkalarını kendi şahsi problemlerinizle meşgul etmeyin!
* Kin, nefret duygularıyla bir yere varsanız da, orada huzurlu olamazsınız. Başkalarını karalamakla siz sadist duygularınızı tatmin edebilirsiniz ama karşı tarafı yıpratırsınız. Yazık olur, insan kolay yetişmiyor, kolay harcamayalım!
Saygılarımla.
Mustafa Mumcu, 20 Nisan 2009 / 16:05 |